pub-6450042492155979 google.com, pub-6450042492155979, DIRECT, f08c47fec0942fa0 TİMURTAŞ HOCA VAAZLARI: İSLAM DÜNYAYA HAKİM OLACAKTIR

İSLAM DÜNYAYA HAKİM OLACAKTIR

 




İSLAM DÜNYAYA HAKİM OLACAKTIR
Allah Kuran'da, birçok ayette İslam ahlakının tüm dünyaya hakim olacağını vaad etmiştir. Yüce Rabbimiz'in vaadi haktır ve Allah vaadinden asla dönmez. Allah'a iman edenler, Allah'ın vaadinin muhakkak gerçekleşeceğine de iman ederler. Yüce Allah, İslam ahlakının yeryüzüne hakimiyetini haber verip vaad ettiğine göre, samimi olarak iman edenlerin yapması gereken de bu vaadin gerçekleşmesi için gönülden dua edip istemek ve vargüçleriyle gayret etmektir. İslam ahlakının hakim olacağına inanmak ve bu kutlu olayın gerçekleşmesi için çaba göstermek, Kuran'a uyan her Müslüman için farzdır.
Rabbimiz bir ayetinde şöyle bildirmektedir:
Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara vaad etmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, ONLARI DA YERYÜZÜNDE 'GÜÇ VE İKTİDAR SAHİBİ' KILACAK, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca bana ibadet ederler ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır. (Nur Suresi, 55)
Allah'ın İslam ahlakının dünya hakimiyetini müjdelediği diğer bazı ayetler ise şu şekildedir:
Allah, yazmıştır: "Andolsun, ben galip geleceğim ve elçilerim de." Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır. (Mücadele Suresi, 21)
Onlar, Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa Allah, kendi nurunu tamamlayıcıdır; kafirler hoş görmese bile. Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O'dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam'ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile. (Saf Suresi, 8-9)
Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah, kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor. Müşrikler istemese de O dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur. (Tevbe Suresi, 32-33)
Allah, suçlu-günahkarlar istemese de, hakkı (hak olarak) kendi kelimeleriyle gerçekleştirecektir. (Yunus Suresi, 82)
Onlardan öncekiler de hileli-düzenler kurmuşlardı; fakat düzen kuruculuğun (tedbirlerin, karşılık vermelerin) tümü Allah'a aittir. Her bir nefsin ne kazandığını O bilir. Bu yurdun sonu kimindir, inkar edenler pek yakında bileceklerdir. (Rad Suresi, 42)
Andolsun, sizden önceki nesilleri, resulleri kendilerine apaçık deliller getirdiği halde, zulmettikleri ve iman etmeyecek oldukları için yıkıma uğrattık. İşte biz, suçlu-günahkar olan bir topluluğu böyle cezalandırırız. Sonra, nasıl yapıp-davranacaksınız diye gözlemek için, onların ardından sizi yeryüzünde halifeler kıldık. (Yunus Suresi, 13-14)
Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmaksızın, katıksızca iman edenlerin yeryüzüne mirasçı kılınacakları da Kuran'ın pek çok ayetinde vurgulanan ilahi bir kanundur:
Andolsun, biz Zikir'den sonra Zebur'da da: "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık. (Enbiya Suresi, 105)
"Ve onlardan sonra sizi o arza mutlaka yerleştireceğiz. İşte bu, makamımdan korkana ve tehdidimden korkana ait (bir ayrıcalıktır)." (peygamberler) Fetih istediler, (sonunda) her zorba inatçı bozguna uğrayıp -yok oldu- gitti. (İbrahim Suresi, 14-15)
Musa kavmine: "Allah'tan yardım dileyin ve sabredin. Gerçek şu ki, arz Allah'ındır; ona kullarından dilediğini mirasçı kılar. En güzel sonuç muttakiler içindir." dedi. Dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyete uğratıldık." (Musa:) "Umulur ki, Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizleri yeryüzünde halifeler (egemenler) kılacak, böylece nasıl davranacağınızı gözleyecek" dedi. (Araf Suresi, 128-129)
manzara 5Andolsun, sizden önceki nesilleri, resulleri kendilerine apaçık deliller getirdiği halde, zulmettikleri ve iman etmeyecek oldukları için yıkıma uğrattık. İşte biz, suçlu-günahkar olan bir topluluğu böyle cezalandırırız. Sonra, nasıl yapıp-davranacaksınız diye gözlemek için, onların ardından sizi yeryüzünde halifeler kıldık. (Yunus Suresi, 13-14)
Hayır, biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir. (Allah'a karşı) Nitelendiregeldiklerinizden dolayı eyvahlar size. (Enbiya Suresi, 18
Kur’an’ın “İslam dünyaya hâkim olacak.” manasına gelen müjdeleri tarih içerisinde tahakkuk etmiştir. Yüz yıllar boyu Kur’an’ın hâkimiyetindeki İslam devletleri bir anlamda dünyaya hâkim oldular. Cihanın şarkında, garbında kurdukları devletlerle ve gayri müslim devletlere de sözlerini geçirecek bir güce kavuşmuşlardır.
İslam’da yer alan bu gibi müjdelerin mutlaka fiziki olarak bütün dünyaya hâkimiyet anlamında olduğunu düşünmemek gerekir. “el-hükmü lil-ekser / Hüküm çoğunluğa göredir.” kaidesine göre, müslümanlar dünyada kemiyet olmasa da keyfiyetçe bir ekseriyet teşkil etmişlerdir.
- Hz. Musa’nın Firavun sarayında imanlı bir kişi olarak çıkması, Ebu Leheb’in Hz. Muhammed’in amcası olduğu halde küfürde ısrar etmesi, insanların şahsi çabalarının şu dünya imtihanında önemli bir yere sahip olduğunu göstermektedir. İmtihan özgür iradeler doğrultusunda tahakkuk etmek zorundadır ki, adalet ilkesi zedelenmesin. İlahi adalet ölçüsü insanların kendi iradelerine bakar.
Bu açıdan denilebilir ki, “Hakketmedikleri halde Allah’ın lütfuyla gerçeği bulanların az da olsa var olmaları mümkündür; ancak imanı hakkettikleri halde imanları engellenen hiç kimse yoktur.” Bu sebeple suçu biraz da kendimizde aramalıyız. Sizin anne-babanız bunun canlı birer örneğidir. Onların bu günahlarda ısrar etmeleri, -dışarıdan yapılan bir baskıdan ziyade-kendi nefsani isteklerinin bir sonucudur.
- Gayba aşina olmadığımıza göre, şu âhirzaman fitnesinin ne kadar daha devam edeceği ve İslam nurunun yeninden dünyaya ne zaman hâkim olacağını kesin olarak söylemek mümkün değildir.
Ancak şunu söyleyebiliriz ki, İslam’ın hâkimiyeti her şeyden önce Müslümanların samimiyet testlerinde başarılı olup olmamalarına bağlıdır.
Bu hususta nakledilen bir hadis rivayeti şöyledir:
Habbâb b. Eret anlatıyor: Rasûlullah (asm) Kâbe'nin gölgesinde kaftanını yastık ederek dayandığı bir sırada yanına vardık.
“Yâ Rasûlallah! Bizim için Allah'a duâ edemez misin? Allah'tan nusret / yardım dileyemez misin?” dedik (Kureyş müşriklerinin işkencelerinden şikâyet ettik).
Bunun üzerine Rasûlullah (asm)’ın rengi değişti ve şöyle buyurdu:
"Sizden önceki ümmetler içinde öyle kimseler bulunmuştur ki, (zalimler tarafından) yakalanır, onun için yerde bir çukur kazılır, o kişi o çukurun içine gömülürdü. Sonra büyük bir testere getirilir, onun başı üzerine konulurdu da cesedi ikiye bölünürdü, fakat bu onu dinden döndürmezdi."
"(Bir başkasına da benzer işkenceler uygulanır); demir taraklar ile etinin altındaki kemiği ve sinirleri taranırdı da bu işkenceler o mümini dininden çevirmezdi."
"(Ashabım!) Size yemin ederek söylüyorum ki, Allah bu işi (İslâm dinini), mutlaka tamamlayacaktır. Öyle ki, bir süvârî Sanâ'dan Hadramevt'e kadar (tek başına) yolculuk edecek de Allah'tan ve bir de (yolcu koyun sahibi ise) koyunlarına kurdun saldırmasından başka hiçbir şeyden korkmayacaktır. Fakat sizler acele ediyorsunuz!" (Ahmed b. Hanbel, 5/109; Buharî, Menakıbu’l-Ensar, 29)
"Yeis (ümitsizlik) mani-i her kemaldir.” diyen Bediüzzaman Hazretlerinin bu konuda verdiği müjdelerle ümidimizi güçlendirmeliyiz.
Baka bir hadis-i şerifte İslam ümmetinin hayat haritası beş safhada çizilmiştir. Bu safhalar ve açıklaması şöyledir:
1) İslam ümmetinin ilk merhalesi Nübüvvet devridir.
2) İkinci merhale, nübüvvet sistemindeki hilafettir. Bu da Dört raşit halife devirdir.
3) Üçüncü merhale, ısırıcı bir saltanat devri. Bunun özelliği ısırıcı olmasıdır. Bu dönem Emevi-Abbasi-Osmanlı dönemlerini ihtiva etmektedir. Az-çok, dini, vicdanları, hakkı-hukuku ısırma özelliği saltanatın genel karakteridir.
4) Dördüncü devre, son İslam kalesi olan Osmanlı devletinin tarih sahnesinden çıkması ve özellikle de hilafetin ortadan kalkmasının ardından, İslam aleminde teşekkül eden ve eşedd-i zulüm ve eşedd-i istibdat özellikleriyle bilinen ve baskıyla yönetimleri ele geçiren militarist, totaliter ve despot sistemlerin damgasını vurduğu dönemdir.
5) Beşinci devre, bundan sonra bu militarist ve despotların tasfiye edilmeleri sonucu ortaya çıkacak olan ve bir derece raşit hilafet devrinde olduğu gibi, insanların hak-hukukunu, insan onurunu ön planda tutan, meşru dairenin dışına çıkmamayı prensip edinen ve adaletle hükmeden bir devredir. (bk. Ahmed b. Hanbel, 4/273)
Hafız Heysemi bu hadisin sahih olduğunu bildirmiştir. (bk. Mecmau’z-Zevaid, 5/226)
Öyle ümit ediyoruz ki, bu günkü Arap baharı başta olmak üzere, İslam ülkelerinin yaşamakta oldukları kışlar bitecek, yerini, Kur’an’ın ön gördüğü baharlara terk-i mevki edecektir. Mevcut olumsuz durumlar birer doğum sancılarıdır.
Öyle zannediyoruz ki, Bedüzzaman Hazretlerinin şu müjdesi önümüzdeki baharlara bir işarettir:
“Evet, ümidvar olunuz, şu istikbal inkılabı içinde en yüksek gür sada, İslâm'ın sadası olacaktır!..” (Sünuhat-Tuluat-İşarat, s. 50)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder