pub-6450042492155979 google.com, pub-6450042492155979, DIRECT, f08c47fec0942fa0 TİMURTAŞ HOCA VAAZLARI: İŞVEREN
İŞVEREN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İŞVEREN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2021 Pazar

499-) TİMURTAŞ HOCA İSLAMDA İŞCİ İŞVEREN



499-) TİMURTAŞ HOCA İSLAMDA İŞCİ İŞVEREN Razı temel esaslar şunlardır a) Çalışmak teşvik cdlltniftir : Herseyden evvel belirtelim ki İstim dini insanları çalışmaya teşvik etmiştir. Bu ın.ın.i çeşitli Ayetlerden çıka rtılab ili r. Ayrıca şu Ayet helâl işlerde çalışan ve helâl kazanan kimsenin ne kadar değerli olduğunu ifade etmektedir: 'İnsa n için elinin emeğinden daha hayırlısı yoktur" 1 . 11/ Peygamber {ASM) de müüümanUm çalışmaya ve kazanmaya teşvik etmiştir... Çalışmayan, başkasından dilenen kimselere, kıyamet gününde dilenciliğin bir leke olarak nişan halinde kalıı- • •• ıı: buyuran1 Peygamberimiz, imanları bu suretle çalışmaya lorglb ve teşvik etmiştir. Aynı şekilde İslâm hukukçuları da h fakirliğin ve işsizliğin toplum için büyük bir bclA olduğunu belirtmişler ve İslâm Devletinin başta gelen vazifelerinden birinin, çalışma hayatım tanzime gay1) Necm süreci. Ayet 39. 2} Tirmizİ rivayet ediyor. tilüm Hukukunda İşçi - Içvflren ArMind&fei Münasebetler rer etmesi olduğunu ifade etmişlerdir 1 . Bu gaye İle devletin, çalışma gücünde olanlar için i ; sahası açması mecburdur 1 , b) islâm dini maddi L C mânevi Itayatı birlikle kucaklayan ve 'tütülen bir dindir: İslâm Dininin kaynaklarına bakacak ulursak, bunların maddî ve mânevi hayalı birlikle kucaklayan vc unların ahenkli şekilde yürümesine gayret eden bir semavi din olduğunu görürüz: Her an ölecekmiş gibi ahirete ve hiç ölmeyceekmiş gibi de dünyaya çalışmasını tavsiye eden din sadece Islâmiyetiir llristiyanlık ve yahudilikten f-arklı olarak, islâm Dini. madik- ile m >J.H bir diğer deyişle rrn mamın; ite transatıdans, yani mefaıiyet ile miilcâiiijet arasında bir gerilim Ivmin etmiş, "dûal tttlar"ı telif etmeye memur ve mahkûm bir din olarak kabul edilebilir. Herseyi bu ana zemine göre oturtma ve ayarlama yolunda hükümler getiren İslâmiyet, böylece inşam tam olarak mes'ud etmek K'İıı hareket etmiş bulunmaktadır. ileride bahsedeceğimiz gibi, Işei ile işveren arasındaki münasebetlerin tanzim ve ıslahı konuşulduğu zaman bu noktalar nazara alınmalıdır. Yoksa hristiyanhğm mahiyetinde olan "Allalnn hakkını Al!.ılı.ı. Sezann (Kayser'in) hakkını Bozara (Kaysere) ver" felsefe* sini kabul etmez*. O halde İslâm dini "Di n ve Dünyadır"*, c) islâm Dinî Çahşmtı Hautttmda Uzlnihricıdtr : Batı Hukuku Çalışma hayalında • na) , "güçler" çıkarıp bu güçlerin çarpışma usul ve vasıtalarını tanzim ile meşgul olmasına i M ıhl islam Dini "taraflar arasımla ".tesi s ile. men3) Bki . ŞAKFE. Muhammed Fahr, ' El Amel ve Hükukül Umma] m lolom" (İslim Hukukunda Çalışma ve İsçinin HakEarı), Beyrut, 1907. ah. *8. i l PENCERt, Muhammed Şevki, Hukuku! Umma] ve Vicibaluhüm fl'l - IsJam (islam Hukukunda tıçımn Hakları ve Borçlan", Rmbıtalü'l Alem-i l -Iılİml (özet ı*yı), Muharrem, 1400, Aralık 1970, (132-139), -h. 332, 131. 5) Ibid.. 132. 6) Ibid-, 132: ŞAKFE, 68, 69. Servil Armaban feallerml "te'Uf etmeye gayret etmiştir. Önemli olan. cemiyet hayatında. İşsizliğe mâni olma ve İstihsalin devamım sağlamaktır. Bu hedefe doğru hareket edilerek, taraflar arasında multaka bir "çözüm" bulunacak, bir tarafın diğerini ezmesine mirsoade edilmeyecek lir 1 . Aksi halde toplum içinde birbiriyle boğuşan ve menfaatini, diğer tarafın ezilmesinde arayan ik i sınıf veya taraf ortaya çıkarmış oluruz. İslamiyet, emeğe olduğu kadar sermayeye de değer vermiş, ikilinin bir arada tekAmül ve leavün halinde bulunmalım le'mln için gayret etmiştir. Toplumun menfaati Allahm hakları cümlesindendir*. d) Yeni Bir Konu Modem mânada Kollcktif t; Hukuku 10. Y.Yr m sonlarında başlamıştır denilebilir. Toplu isçi çalıştırmaların başlaması, seri halinde imâlat. İşçi İle işveren arasında bir sürü mes'elenin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Zamanla gelişen ve bazı yenilikler kazanan bu münasebetler, 1968 tarihli Avrupa Sosyal Haklar Sözleşmesi ile Millellerarosı bir metin haline gelen hakların bir kısmını teşkil etmiştir. Bu durum islâm Hukuku için de yenidir. İslâm Hukukçuları. 14 nsır evvel temelleri atılan pTemiplere dayanarak Eşçi ile işveren arasındaki münasebetleri tanzim uğruna bazı içtihatlarda bulunmuşhırdır. Ancak modern iş hukukunun temas ettiği problemlere, aynı zaviyeden bakan ve düşüncelerini açıklayan İslâm hukukçuların m sayısı çok azdır. Çünki işçi vc işveren arasındaki münasebetlerin aldığı şekil sanayi toplumları için bile çok yakın bir maziye sahiptir, islâm dünyası için ise daha fazlaıiyle çok yenidir: İslâm Hukukçularının modern dünyanın bu meselesini, islim hukuku prensipleri bakımından değerlendirerek bir neticeye varması hem kolay delildir, hem de bir hey'eti gerektirir: Bir taraftan İslâm dininin kaynaklarını ve prensiplerini bilenler, diğer tarafdnn da modem iktisad vc devlet teorilerini uzmanlarının bu konuda çalışmalarım ve görüşlerini birleştirmeleri şarttır. Tî Bkz. ıi.iı i . 134; Ayrıca bk*. SAKFE, 90-91. H ı Bkz. İbid.. 139. Ayrıca ok*. MA VERDİ. Et-Ahk-Amu/t - Kultnntyye (çev. Ah Şafak), istanbul, 19Ö7. Bedir Yayınevi, sh_ 279H îftl vd. Iblam Hukukunda - l-. • -r• -:i AraaındtkL MünuebeUor 237 Bu sebeple, madem koilekül İş Hukuku zaviyesinden nıes h eleyi ele atan İslâm Hukukçularma rasdamak çak zordur11 . Bu ön mülâhazalardan sonca, şimdi de İslâm Hukukunda işçi ile işveren münasebetlerinin tanzim tarzına yakmdan bakabiliriz. İşçi ile işveren arasındaki münasebetleri, karşılıklı haklar ve borçları belirterek ele atmakta fayda vardır; Gerek işçinin ve gerekse işverenin baklan olduğu gibi, bazı borçlan da bulun maktadır. İşçi Ele işveren arasındaki münasebetler, dalıa çok işçi esas alınarak açıklamalar yapıldığı için, biz de İşçinin I laklarını ve borçla rını belirterek, islâm Hukukunun tanzim tarzını göstereceğiz. I — IŞÇİNtN HAKLARI İslâm Hukuuna göre işçinin haklarını şöylece s ıralayabiliriz r 1 — Ücret ve ekleri; İşçinin, yaptığı iş karşılığında, esastan mukavele ile belirtilen bir ücrete hakkı olduğu İslâm Hukukçuları tarafından kabul ve tafsil edilmiştir. Daha önemlisi ücretin en kısa zamanda, veya kat'iyyen geciktirmeden ödenmesinin tanzim edilmiş olduğudur. Aşağıdaki hadisler bu mevzuda oldukça dikkat çekicidir: "Ben kıyamette üç kişinin hasmıyım: Bana söz verip sonra sözünden dönen kimse; hür bir şahsı satıp, parasını yiyen ve bir işçiyi kiralayan, onu çalıştıran ve fakat ona ücretini ödemeyen kimse., m , Hb. Peygamber (A.S.M.) bir diğer hadiste şöyle buyurmuştur; "işçiye ücretini, teri kurumadan veriniz.' 111 . İşçiye veriteeek ücretin şekilleri ile ödeme zamanı mukaveleye, ya da örflere göre tayin edilecektir. :n Bkz. Ibıd.. 153. 10) Buharı rivayet ediyor. 11) İbn-İ Mice rivayet ediyor. 2$a SorveL Armağan Aslolan ücretin para alarak ödenmesidir Ancak anlaşma vana. ayni olarak da ücret ödenebilir. Aneak bu (akdirdc eşyanın cinsi» sıfatı ve.mIHarının muhlin olması şarttır belirtelim ki, içki ve dovarsa, ayni olarak da ücret olarak cklcncmcz 1 1 . İşçi ücretleri konusunda üzerinde hassasiyetle durulan ve durulması gereken nokta, ücretlerin mikdan ve lesbilidir. Bu konu. modem kollektif İş Hukuku'uda üzerinde durulan, hususen Toplu İş Sözleşmelerinin akdi ve yenilenmesi sırasındaki görüşmelerde çekişmelere sebep olan bir noktadır. I l.'mı Elukukınıda aşağıdaki teshilleri yaparak bu konuda bilgi vermek istiyoruz : 1 Hizmet akdi kira aklînin bir çeşidi kabul edildiğinden, ücret de kira mânasında, menfaatin karşılığı olarak kabul cdilmektedü. Mecclte-i Ahkâm-ı Adliyycnin 40-1. md, si su hükmü sevketmişlir "Ücret, kira yani bedel-i menfaat ve İcar kiraya vermek ve isticar, kira de tutmak demektir Bir diğer md. sinde de şöyle denilmekledir: "Ecir {işçi), nefsini kiraya veren kimsedir." (Madde: 413). 2 — Daha çok işçinin ızdırar halinden istifade edilerek yapılan akitte lesbit edilmiş ücretin düşük olması (âdil olmaması) halinde işçiye w 4 misi verilmesi kabul edilmiştir 1 1 . 3—He r halükârda, devlet başkanına " ve burada, modem devletin diğer idare makamlarının (meselâ Çalışma Bakanlığının veya alt idurî birimlerinin), ücretlerin âdil olmaması halinde müdahale hakkı olduğunu belirtmek icab eder. "Şa.ı ı bir şahıs kendisinin ve aile fertlerinin geçimi için çok muhta ç olsa, bir sömürücü de piyasadaki fiattan daha düşük bir ücret vererek onu istismar else, Isldmiyetin istediği adaleli gerçekleştirmek için bedelin medarın ı yükseltmek gerekir. Aym durum, ücretten çok yüksek bir ücretle İşçi (utulmaya mecbur olması halinde de süz konusudur 4 ' 1 1 . Çünki bir âyette şöyle denilmekledir: 13) Bk ı SAFKE H 83 13) lbid., 8â. 14) Ekz. ibid. r B4-B5. 13) Uıtad Hamtd in sürüşü $AFKE, Bd'den naklen); FENCERİ, 13. Ulûm Hukukunda î&çi - l'-vurun Arasındaki Munascbatler 239 "Nasın eşyasını (mallarını), hakkını ekşilim ey in, yeryüzünde fesadcılar nlarak fenâhk yapmayın. 1 ' 1 *. 4 — Bu komi diğer bir bakımdan Hatların ve ücretlerin dondurulması üzerlerine narh kunulması ile dc ilgilidir. Bu hususla iki görüş lesbit edilebilir: Birincisi : Bir hadiste tiz . Peygamber şöyle buyurmakladır: "Alan da, veren de. rızık veren de, fiatlan tesbiı eden de. şüphesi? Allah'tır. Ben ise, ne can ve ne de mal bakımından benden talebi olan biri olduğu halde Allah'a kavuşmak istemiyorum (istemem)" 1 7 . Bu hadise dayanılarak, Hal ve ücretlere narh konulması ve dondurulmasının câiz olmadığı lieri sürülmektedir, l kine is i : Bu hadisin zarurî istihlâk mallarına şimil olmadığından hareketle» bazı Fiat ve ücretlere narh konulmasının ve dondurulmasının zaruri olduğunu ileri sürmektedir. Başta ibn-i Teymiyye olmak üzere zamanımızın İslâm âlimleri bu görüşü ileri sürmektedirler". Ücretin ekleri konusunda ise, islâm hukukçuları, mukaveleye konulmuşsa ihtilâf olamayacağını, aksi halde, ürf ve adetler ücrete bazı ekler verilmesini gerekli kılıyorsa, bunların istenebileceğini belirtmektedirler. Ücretin ekleri olarak, yemek, lojman, elbise, ilâç vb, şeyler hUrt ilebilir 1 8 , Çünki Meceiie-i Ahkâm-ı Adliyye'nin £0, m ti, 5i şöyledir: "örf ve mâruf olan şey şart kılınmış gibidir." Ücretin eklerinden olarak ayrıca ikramiye, fazla iş yüklendiği takdirde, ek ücretle zikredilmekle 1 9 . Aile geçindirenler için ise, Hz. 13) Bk/. ŞAFKE, 94. İS) Hud sûresi, âyet. 85. 17) Tirnüzl rivayet etmiş, hadis hasen sahihtir demiştir. 18) Bkz. İbn-i Teymiyye, Et Hisbe, ta vd.; ŞAFKE, 85, Ayrıca şu esere bkz rJEBJ İAN, El İtticnhâtul Cemaiyyu'u fi l - Tesrl'Ü, - İktisadi! İslimi, 20) îbJd,. G&. Bir hadisde Hz. Peygamber söyle buyurmakladır ; "Onlara külfet yüklediğiniz zaman, onlara yardım ediniz" (Buharı ve Müslim rivayet ediyor.) 2*0 Serrel Armada» rcygambcr (ASM) in tavsiyesi vc Halife Hz. Ömer (RA) in talblkal r.:|.ııı misaller verilerek. aile yardımı yapılması gerekliği kabul cdi W ktedir*. £ — İhtiyarlık ve İşsizlik tazminatı: İslflm hukukçuları, ihtiyarlık veya issizlik halinde işçiye ödenmek üzere, ücretinden bir kısmının kesilmesine karşı değildirler. Devlete bu konuda, susyal güvenlik tedbirlerini almak vazifesi terettüp etmektedir". I — İşyerinin - nhi. MIH.IIHI. I nrıuıüuiun u Ultp hakkı İşçiyi ruhen yıpratmamak, her gün yeni bir azim ve gayret ile çalışmasını temin İçin. iş yerlerinin sağlık şartlarına uygun olmasını talep hakkı tanınmıştır. "Bu şartların içine, sportif oyunlar, yüzme, geziler ve iş yerinin süslenmesi gibi çeşitli zevk verici şeylerle işçiyi rahatlatma da girer." "Hatla iş yerinin ferahlatıcı manzaralara şahin olması da sayılabilir.'*™ 4 — Ücretli tzln ve dinlenme hakfcı; İslâm Hukukunda isçinin ücretli İzin ve dinlenme hakkının olduğu kabul edilmekledir 1 4 . 5 — İş, hazamı ve mult k hastalımı sebebiyle tahmin al hakki • İşçi çalışırken veya çalışma sebebiyle yaralanma, kısırlık, felr v b. bir hastalığa yakalanma ve organlarım kaybetme gibi tehlikelere maruz kalır. Bu sebeple lama men veya kısmen sakat olur. İslâm Hukukunda, Devlet ve işveren, bu kabul zararlara karşı işçiye sosyal güvenlik sağlayacak vo onu koruyacak gerekli tedbirleri almaya mecburdurlar. Hu mecburiyet. İslâm Hukukunda şu prensiplere dayandırılmakladır: "Zarar ve mukabele blzzarar yoktur" (Mecelle, md. 19). 21) Bbu Ubeyd. £30 (ŞAKFCdrn naklen, ab. Bft). m ŞAKFE, 97. 23) İbid.. 102-103. 24) Bkz. İbid.. 1MM0L Jjılfım Hukukunda I^çl - işveren Arasındaki MuııasabeÜBr 241 "Zarar izale olunur" (Mecelle, md, 20). "Belirtelim ki. linktik si si tinlerinde kabul edilen kusur (hata) prensibi klanı Hukukunda da kabul edilmiştir. Bu sebeple, yukarıdaki durumlarda kusurun mecdiyeti ve derecesine göre hareket etmek icab eder. islâm Hukukçuları, devletin, sosyal güvenlik sağlamak İçin, sosyal güvenlik müesseseleri kurmasının bir mükellefiyet olduğunu belirtmektedirler 1 ", I I — İŞÇİNİN BORCLARt Yukarıda da belirttiğimiz gibi* işçinin işveren karşıcında haiz olduğu haklarına mukabil burçları da vardır. Bu borçlar, işverenin, işçiden talep edeceği haklarıdır. İşçinin borçlarını şöyle özetfeyebiliriz: 1 — j-^c blizat devam etmek '. Bu konuda özel ve genel işçi ayırımı nazara alınmalıdır fMcüel- |e, md. 422). Eğer marangoz ve demirci gibi genel bir işçi ise, işi bizzat onun yapması, mukaveleye dercedilmelidir. Aksi halde yerine yardımcısını çalıştırabilir, öze l İşçi ise, işi bizzat vapmahdır. Çiinki, "Özel bir işçi, ona bir iş tevdi edilerek, kendisi için yapılan akitte tevkil edemez."" 2 — Belirti müddet içinde lülen çalışmak: Bu konuda çeşitli varıasyonlar meveut olduğunu kabul etmek icab eder. Meeelle'nin 425r md. sine göre: "Eclr-i hâssın ücrete istihkakı müddet-i icârede amel İçin boalr bulunma siy ladır. Yoksa bilfiil işlemesi şart değildir. Fakat amelden imtina edemez ve ederse ücrete müstahik olmaz," İşçi çalışma zamanını kısaltmak için ağır çalışır, ya da zaman çalarsa, şu âyetin yasakladığı bir fiili işlemiş olur: "Allah hainlikte ileri gitmiş günahkarları sevmez."" 24a) Bkz. ŞAKFE, 105. 25) Er - RAMLİ T MetâlLb-u Ull'n-NÜha, c, 3. sb. 62B. 26) Niaâ süresi, âyet 107- Ayrıca bkz, İbid-, 874. Sosyal Siyaset Konferansları — İ6 Servet ArmUfia]- İslâm hukukçuları bu hususla a kadar hassasiyetle dıırmakladırlııı ki. İslâm Hukukunu]] temel kitaplarından birinde su ifadelere raslanmaktadır: "Bir if için kiralanan İşçi. ;•; halinde Kuran okursa. Km .m okuması kiralayana (işverene) zarar verirse, kiralayan (işveren), okuma ı'- meşguliyeti sebebiyle, kaybolan is kıymetini İsleyebil i r."*1 . İşverenin hakkı bu dereceye kadar korunduğuna göre. İtrinin, işmııddeli esnasında, isi bırakması veya o müddeti başka işlerde veya şahıl menfaati için kullanması kat'iyyen kabul edileme? de¬ mektir. Bu açıdan bakıldığı zaman» işçinin bazı taleplerini ileri sürmesi İçin işi bırakması veya bu laleplerin işveren tarafından kabul edilmemesi halinde iş müddeti içinde greve gitmesi de kabul edileme/. (Jünki bu mü d del i işveren için kullanmakla vazifelidir. Crev esna¬ sında ise, bu müddet içinde çalışmamaktadır. Crev konusuna biraz aşağıda yine temas edeceğiz. 3 •— İdaresi altına verilen malları korumak : Kuran-ı Kerim işçinin iyi vasıflan nlarak kuvvet ve doğruluğu saymıştır: Ccnab-ı Hak Kur'an'da şöyle buyurmaktadır: "O ikldenbiri : Babacığım, dedi. onu ücrellc tul. Çünkü ücretle kullandıklarının e n hayırlısı şüphesiz ki o kuvvetli, emin (a da indir)" 7 '. Uz. Peygamberin çeşitli sahalar için istifade edilen meşhur bir hadisi İse şöyledir: "Hepiniz çobansınız ve hepiniz emriniz altındakilerden mes'ulsütiüz... Hizmetçi, efendisinin malı üzerinde çobandır ve emri altınd i kilerden mes'uldür.*"*. İşçi, "işverenin, malını koruma ve teçhizatının müdalaasıudan vo ayrıca kullandığı edaviH ve ıllelden de mcs'uldür Kirletllgl za17} Er - KAMU. Ibld.H D9. 28) Kasas sûresi, âyet, 28, 2Ü) Buhar! ve Müslim rivayet ediyor. i - .ı Hukukunda h)« - ArmiindatJ ManuebeUer '21?, umu temizlemeğe, İhtiyacı olduğu zaman doyurmağa, bozulurca |amir etmeğe mecburdur Hu açıdan bakıldığı zaman, işçinin grev hakinin olmadığı ortaya çıkar : Grev esnasında ve grev sebebiyle, işçi işverenin mallarına zarar vermiş olmakladır. Grev hâkinin mevcut olmaması, işçinin haklarının ihlâl edildiği, ya da onlara zarar verildiği mânasına gelmez. Bu nnkUyu udice kısmında Temas edeceğiz. -L — İşi en İyi sektirir yapmak; Bir âyetde şöyle buy urulmak tadır: "Yaptıklarınızdan meşgulsünüz."*1 . Hz, Peygamber (ASM) Ue söyle buyurmuştur: "Allah çalışlığı zaman, İjini güzel yapan işçiyi sever." Bir başka rivayette ise şöyledir:" "içinizden biriniz, çalıştığında, işi en iyi şekilde yaparsa, Allah onu sever"*3 . "İşi en iyi şekilde yapmaktan maksat. İşi İtiraz için söylenilecek bir şey kalmayacak derecede, mükemmel yapmaktır."". Kanaatimizce m uygun kıslas, o nul veya hizmet n.inr piyasada kabul edilen kaliteyi esas almak ve buna göre işin en iyi şekilde yapılıp yapılmadığına hükmetmek daha doğru ohır. Zamanımızda, "kalite kontrat' faaliyeti, bu bakımdan işçinin işi en iyi şekilde yai'ip ynpmadığını Eesbİt ve piyasaya kaliteden aşağı mal sürvilmemeşini timin etmek gayesine matuftur. 5 — TrJefl Umun tlmr k : Bu konuda genel ve özel işçi arasında ayırım yapılmaktadır: 30) ÇAKPE, 53. 31) Nahl sûresi, ayet 03. 32) Bey hak İ rivayet «diyor. / 33) ŞAKFE. $4. Servet Armağan öze l işçi. idaresi altındaki mallara, ancak kuşum ve teaddisi halinde verdiği zararı tazminle mükelleftir. Nlecelle'nin 610. mdr si şöyledir: "Ecîr-i has emindir, hatla yedinde bigayr-i sun'ih tele E ulan malı zâmin olmaz ve keza bilâ teâddi kendi ameliyle telef alan malı dahi zfimin olmaz." Genel işçinin ise, kuşum veya leftdissi olmasa da, zararı tazmin etmesi gerekir. Mecellemin 6İJ ınd. si şöyledir: ,HEch"-i müşterekin gerek teâddisi ya taksiri olfun veya gerek olmasın kendisinin fiil ve sun'undan levellüd eden zaran ve hasarı zamin olur.'* İtiraf edelim ki. bu mevzuda mezhep İmamlarının içtihatlar] arasında farklar mevcuttur**, NETİC E Buraya kadar İslâm Hukukunda isçi ile işveren arasındaki münasebetlere dair, özet olarak, bazı noktalara temas ellik. Bu mütevazi çalışma veya denemenin hedefi, sadeee islam Hukukunda bu konuda bazı meselelerin varlığına ve muhtemel uzantılarına temas etmektir. İleride yapılacak daha geniş çalışmalar elbette bazı yenilikler ihtiva edecektir. Vardığımız neticeleri şu noktalarda toplayabiliriz: 1 — İşçi ile İşveren arasındaki münasebetlerin modern mânadaki tanzimi, Batı dünyası için olduğundan daha çok İslâm Hukukçuları içiu de yenidir. O sebeple İslâm Hukukçuları, modern KollckLİf İş Hukuku olarak bu konuda henüz zengin çalışmalar suninamış.1 ardır. En azından ben bu kaynaklardan mahrumum. 2 — îslâm Hukukunun temel kaynaklan olan Kur'an ve Hadis ile. diğer İçtihat kaynaklarından istifade ederek, işçi ile işveren arasındaki münasebetlerin ana hatlarını lesbit mümkündür, islâm Dev34) Bkz. İbid., 54 vd. lılâm Hukukunda hjçi - tşvfn-nn Arasındaki MünH5&rrfUor 245 İdlerinde, bu kaynaHardün istifade ile tamamiyle "falâmi" muhtevalı biır mevzua! halen yoktut, 3 — İslâm Hukuku işçi ile işveren arasında bir muvazene kurmuştur: İşçinin emeği kadar, işverenin sermayesi do değerlidir. Yalnız birine ağırlık vererek, diğerini ihmal ve hele ezmeye teşebbüs etmek adalet sayılmaz. Bu sebeple, işçinin sahip olduğu bazı haklara mukabil, işveren karşısında bazı borçlara da sahiptir Bu anlayış, çalışma barışım temin eder. 4 — İşçinin grev hakkına sahip olmaması, onun haklarının çiğnendiği veya çiğneneceği mânasına gelmez: Önemli olan, işçinin, ücret ve eklerine kavuşma isteği ise, bunu temin mümkündür. Ama bunu (emin ederken do âdaletden ayrılmak mümkün değildir. Gerek devletin müdahalesi ve gerekse, işçinin işverene haksız olarak zarar veren taleplerde, bulunabileceği kabul edilmelidir. Devletin mür dalıalesi, işçinin işveren lehine ezilmesi manasına gelmez. İşçiyi, dul ve yetimi, fakiri ve zayıfı korumada İslâm Dininin ihtiva ettiği prensipler, itiraz edilemeyecek kadar mükemmel prensiplerdir, Ama grev sebebiyle, toplumdaki insanlara ve ihtiyaç maddeleri ve hizmetlere gelen zararın telâfisi ise nihayetsizdir. Zaten, zamanımızda İşçilere grev hakkının tanınmış olması, onların "kısa zamanda" haklarına kavuşmalarım temine yetmediği gibi, grev sebebiyle, milyarlara varan zararların ve istihsal ve istihdamdaki durgunluğun zararlarını da telâfi etmeye de faydası olmamaktadır. Ortadaki "zıtlaşma'dan, herkes zarar görmekledir. Halbuki önemli olan, arada muvazene kurarak, is hayalının ve maİ ve hizmet arzının kararlılık içinde devamım sağlamaktır. Grev hakkının kabul edilmemesi karşısında, tabii ki , iş şartların,! tesir etmek, ya da sübjektif sebeplerle hareket ederek ilân edilen lokavt da kabul edilemez. Devletin burada da müdahalesi söz konusu olur. En büyük anlaşmazlıklarımızı devletin hakemliğine, yani yargı mercilerinin kararına terkettiğimiz vakıası karşısında, işçi ile işveren arasındaki münasebette de. Devletin müdahalesine evet demenin hiç bir mahzuru sözkonıısu olamaz. Aksi halde, devletin seyirci kaldığı, mal ve hizmet arzının aksadığı, "helkesin" zarar gördüğü bir "zitlarm boğuşması" söz konusu olacaktır. Hedef, kuvvetlerin çarpıpırjfnıiisma sebep olmak ve her birinin eline, kendini müdafaa İmkâm vermek değil, çarpışmamalarını temin Serval Armağan ve çarpıştıkları takdirde, bu çarpışmayı en ktsa zamanda wna erdirmektir. 5 — UUm hukukçularının görüşlerine esas olan lemelleT, 14 asır evvel ortaya konulmuştur. Kurban ve lıadislerdcn meydana gelen bu temeller üzerine, 14 asırdan bert çeşitli yorumlar ve izahlar geliıilmfşllr. itiraf edelim ki. işçinin değeri ve onu müdafaa sadedinde belirtilen temel prensipler ve onun üzerine bina edilen içtihatlar. 14 asır evvelki dünyanın şartları nazara alınırsa, son derece moderndir. Gunki bugün bile bu esasların "mâkul ve mukni" olduğunu kabul etmek mümkündür. Yine itiraf edelim ki. modern asır islâm hukukçuları bu esasları modem Kollektif İş Hukuk esasları zaviyesinden değerlendirmekte biraz geç kalmışlardır, Itlânı dininin sadece âhirete bakan bir din olmayıp, dünyaya da bakan ve hükümler sevketmiş bulunan hir din olması vakıası karşısında, onun, bu istikametteki pensiplerinl, tâviz vermeden asrın ihtiyaçlarına izah ederek sunmak itab eder. Bizim elde edebildiğimiz kadarı ile, zamanımızda, hem tslâm dininin prensiplerini iyi bilen, hem de. iktisat ve sosyal siyaset prensiplerinde mütehassıs kişilerin bu kunularda müştereken çalışmaları İ L ab eder. Sadece din ilimlerini bilenlerin, işçi ve işveren münasebetlerine ait mukni esaslar t «bit i oldukça zordur Yalnız iktisat ilmi ile meşgul olan mütehassısların da, bu konularda kesin hükme varmamaları imkânsızdiTMemnuniyel verici gelişmeler olarak belirtelim ki, yaklaşık çeyrek yüzyıldır, bu ve ben/eri konularda, çeşitli araştırmalar yayınlanmış, millî ve millellerarnıı tuplanlıhır yapılmıştır. Ümit verici bir haber de, İslâm Konferansının da. modern iktisadi mesVlelcrlc meşgul olmaya temayül göstermesidir, Zaten bu kabil davranışlar ve faaliyetler ihmal edildiği içindir ki. islâm Dininin 14 asır evvel getirdiği temeller yeleri kadar anlatılmamış ve anlaşılamamıştır.