pub-6450042492155979 google.com, pub-6450042492155979, DIRECT, f08c47fec0942fa0 TİMURTAŞ HOCA VAAZLARI: İSLAMİ
İSLAMİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İSLAMİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mart 2021 Cumartesi

487-) TİMURTAŞ HOCA İSLAMİ HAYAT



487-) TİMURTAŞ HOCA İSLAMİ HAYAT

Din insan için, insan hayatına anlam kazandırmak için vardır. Ne var ki, insanlık tarihi boyunca, iktidarı/gücü elinde bulunduranlar, bunun sürekliliğini ve meşruiyetini sağlayabilmek için dini kullanmaktan hiç çekinmemişlerdir. Bu doğrultuda, dinden beslenen şiddet ve terör hep olagelmiştir. Bu durum, dinlerden çok, insanın sorunudur.

Bu sebepten, hiçbir din, anlam kaymasının en açık tezahürlerinden olan şiddet ve terörü doğrudan desteklemez. Ancak, her dinde var olan “şehitlik”, “cihat” gibi, insanın “kendini feda etmesi” olarak yorumlanabilecek birtakım ögeler, dinin şiddetle birlikte anılmasını kolaylaştırmıştır. Aradığımız zaman, her dinde, hatta her ideolojide şiddete ve teröre açık olan bir boyut bulmak imkan dahilindedir. Son yıllarda, özellikle 11 eylül 2001 sonrasında, gittikçe artan bir dozda İslam’la şiddet ve terör arasında bir bağ tesis edilmeye çalışılmaktadır.

Burada öne çıkartılan öge, “cihat” ve şehitlik olmaktadır. Hemen belirtmeliyiz ki, İslam, ölümü değil, hayatı esas alan bir dindir. Her insan, Kur’an’ın “sınav” olarak nitelendirdiği iyiyi, güzeli ve doğruyu gerçekleştirebilmek için yaşamak zorundadır. Bu sınav, insanın kendini inşa etme/kendini gerçekleştirme sınavıdır. Müslüman insan, savaşa bile ölmek, şehit olmak için değil; barışı sağlamak, insanca yaşayabileceği bir ortam hazırlamak için gider; ölürse şehit olur. Şehitlik, körü körüne ölüme gitmek değildir; yaşamak için bilinçli olarak çalışırken, daha iyi yaşamak için yollar aranırken ölmektir. Bu sebepten, Kur’an, haksız yere insan öldürülmesini yasaklamıştır.

Bir başkasını öldürebilmek için haklı olmak demek, insanın yaşama hakkının tehlikede olması demektir. Eğer bizim yaşayabilmemiz, bizim yaşamımızı yok etmek için çalışan bir insanın öldürülmesine bağlı ise, o zaman haklı konuma geçmiş oluruz. Kur'an bir tek insanın haksız yere öldürülmesinin bütün insanlığın öldürülmesine eşdeğer olduğuna dikkat çeker (5/32). Hz. Peygamber, insanları savaşa gönderirken, başta çocuklar, ihtiyarlar ve kadınlar olmak üzere masum insanların öldürülmemesi gerektiğini belirtmiş; ibadet yerlerine dokunulmaması, yeşil alanların tahrip edilmemesi konusunda da uyarılarda bulunmuştur. Bu sebepten, zaman zaman gündeme gelen “canlı bomba” türü olayları, İslam açısından onaylamak mümkün değildir. Çünkü, bu tür olaylarda, insanların bile bile ölmesi ve pek çok masum insanın hayatını kaybetmesi söz konusudur. İslam, savaş esnasında bile, sadece savaşanların öldürülmesine izin verir; masum insanların her ne sebeple olursa olsun öldürülmesi İslam’a uygun bir davranış değildir.

Cihat, Müslümanların başta yaşama hakkı ve özgürlük olmak üzere temel hak ve özgürlükleri tehlikeye girdiği zaman yapılmasına izin verilen savaştır. Kur’an açısından bakıldığı zaman, Müslümanlar, başka dinlere mensup olan insanları Müslüman yapmak için asla onlarla savaşamazlar. Çünkü “dinde zorlama yoktur” (Bakara, 256). Ganimet için savaşamazlar; çünkü başkasına ait olan bir şey haramdır. İslam’da esas olan, savaş değil; barıştır. Savaş, sadece yüksek güven kültürünün yaratılabileceği barış ortamının sağlanabilmesi için yapılır. Nitekim Hz. Peygamber’in döneminde yapılan savaşlar dikkatle değerlendirilirse, onların en temelde, Müslümanların temel hak ve özgürlüklerini teminat altına almak, güvenli bir ortam sağlamak ve barışı tesis etmek gibi yüksek amaçlara yönelik olduğu görülebilir. Kur’an’da, esas olanın savaş değil, barış olduğunu şu ayetten anlamak mümkündür: “Sizinle savaşırlarsa, Allah yolunda siz de savaşın, fakat aşırı gitmeyin. Bilin ki Allah aşırı gidenleri sevmez”. (2/190).

Hz. Peygamber, bir savaş dönüşü, “küçük cihat bitti, şimdi sıra büyük cihattadır” buyurmuşlardır. Büyük cihat, insanın yaratıcı yeteneklerinin, Kur’an’ın “salih amel” dediği iyi işlerin gerçekleştirilmesi doğrultusunda kullanılmasıdır. Büyük cihat, “güç”ün kontrol edilmesidir. Büyük cihat, öfkeye mağlup olmamak; barış içinde yaşamayı başarmaktır. İslam’ın şiddet ve terörle özdeşleştirilmeye çalışılması, çok yönlü olarak şiddet ve terörün yayılmasına ve kökleşmesine hizmet etmektedir. Şöyle ki, bu tür davranışları İslam’a saldırı olarak algılayan Müslümanlar, şiddete daha açık hale gelmektedirler. İnsanlar, hiçbir zaman, kutsal saydıkları varlıklara, değerlere saldırılmasını hoş görü ile karşılamazlar.

Böylece, farklı dinlere mensup insanlar arasında su sızdırmaz duvarlar oluşur; bir arada yaşamayı mümkün kılacak uzlaşı kültürünün yaratılabileceği ortam asla gerçekleştirilemez. Öte yandan, İslam’ın, insana hayat veren, yüksek güven kültürünün yaratılmasını, insanın yaratıcı yeteneklerinin önünün açılmasını sağlayacak olan “anlam” boyutu, tepkisel tavırların gölgesinde kalmaya mahkum olur. Küresel boyut kazanan şiddet ve terör, artık bütün insanlığın en önemli sorunlarından birisidir; çünkü insanın “insan olma onuru” yok edilmektedir.

Bu işi İslam’la veya Müslümanlarla irtibatlandırmaya çalışmak, iyi niyetten yoksun olmanın ötesinde, insanoğlunun dünyadaki serüvenine son vermek anlamına gelmektedir. Öyleyse, küresel şiddet ve teröre, küresel ölçekte çözüm aramaktan başka çıkar yol yoktur. Bunun için de, bir şekilde “yüksek güven kültürü”nün yaratılması, dünya ölçeğinde yaygınlaştırılması ve samimiyetle içselleştirilmesi gerekmektedir. Bunun için de İslam’ın, hayatın ve barışın esas olmasına yönelik kök değerlerinin yeniden keşfedilmesi ve evrensel ölçekte üretilmesi lazımdır.



486-) TİMURTAŞ HOCA İSLAMİ TERÖR OLAMAZ



486-) TİMURTAŞ HOCA İSLAMİ TERÖR OLAMAZ
İSLAM DİNİ TERÖR V E ŞİDDETE KARŞIDIR
başkası değildir. Sanki insan yaptığı savaşlarla, uyguladığı terör ve şiddetle
kendi cinsinin en büyük düşmanıdır. Aynı uygulamayı insanlar kadar
hayvanlara ve bitkilere karşı yapmaktadır. Ailede şiddet, kadına şiddet,
çocuklara şiddet, sporda şiddet, sokakta dehşet, işyerinde baskı ve tüm dünyada
şiddet, terör ve savaş... İnsan insana hayatı neden zehir ederek çekilmez hale
dönüştürür? Sevgi, barış, paylaşma, yardımlaşma, yolunu tutarak neden dostça
ve kardeşçe yaşamaz? Bilim ve teknolojide çok ilerlediği halde neden bu
medeniyet ürünlerini insanın mutluluğu için harcamaz da bunu terör, şiddet ve
savaşla insana zarar vermek için kullanır? Her geçen gün terör ve şiddet
eylemlerinin azalacağı yerde daha da artış göstermesi üzerinde yoğun
araştırmalara yapılarak düşünülmesi ve çözümler üretilmesi gereken bir
konu...'
Peki dinler terör ve şiddete izin verir mi? İlahi dinlerden (İslâmiyet,
Hıristiyanlık, Musevilik) birisinin terör ve şiddet dini olması mümkün mü? Bu
sorulara evet demek mümkün değildir. Çünkü dinler, insanları tek Allah inancı
etrafında birleştirmek ve onları kötülükten iyiliğe sevk etmek için gelmişlerdir.
Ancak kötülüğü işleyenlere karşı da dünya ve ahirette cezalar koymuştur.
İşlenen suçun, verilen zararın, yenilen hakkın cezası da olmalıdır. Buna da terör
ve şiddet denemez. Ancak adalet denebilir. İnsana, hayvana ve bitkiye her ne
yolla olursa olsun zarara vermek karşılıksız kalamaz. Cezasız bırakılamaz.
İslâm dini terör ve şiddeti reddeder
İslâm kelimesi "barış, emniyet, anlaşma ve uzlaşma" anlamlarına
gelmektedir. Kelime anlamına uygun olarak huzur ve barış içerisinde bir toplum
oluşturmayı gaye edinmiştir. Bunun için iyiliği, güzelliği, sevgiyi, kardeşliği,
merhameti, adaleti, yardımlaşmayı ve dayanışmayı kısaca insan için faydalı olan
Türkiye'd e dünyay a paralel olarak terör ve şiddetin arttığını bir yazarımı z bir rapora
dayanarak köşesinde şöyle dile getirmiştir: Suç , bir yılda yüzde 64 arttı. Suç enflasyonu yüzde
64. Her 39 saniyede bir suç işleniyor bu ülkede . Bu yazıyı okuma süreni z 2 dakika falan...
Kaba hesap... 3 suç işlenecek siz okurken! Hale bak. Saat tutun. Her 6 dakikada bir ev
soyuluyor. Her 9 dakikada bir işyeri soyuluyor. Her 7 dakikada bir otomobil soyuluyor. Her
17 dakikada bir otomobil çalınıyor. Her 18 dakikada bir yankesicilik vakası.. . Her 41
dakikada kapka... Her 59 dakikada gasp oluyor. Her 41 dakikada birini dolandırıyorlar. Her 4
dakikada birini yaralıyorlar. Her 4 saatte bir cinayet işleniyor. Her 19 dakikada biri tehdit
ediliyor. Her 31 dakikada bir adamın biri, eşini ya da evladını dövüyor. Bu. polise intikal eden
rakam. Etmeyenleri, vann siz hesap edin. Her 28 dakikada silah yakalanıyor. Ruhsatsız . Her 1
saat 15 dakikada bir yetişkin, her 13 saatte bir çocuk kaçırılıyor. Her 4 saatte bir tecavüz veya
tecavüz girişimi oluyor. Yılma z ÖZDİL, Sabah Gazetesi. 13 Şuba t 2007.
Fahri KAYADİBİ 17
her türlü sosyal ve ahlâki prensipleri emir ve tavsiye etmiştir. Şiddet yoluyla fiili
saldırıda bulunmayı, işkence yapmayı veya daha kötüsü insanların hayat
haklarını elinden almayı yasaklamıştır. İnsanların şeref ve onurlarıyla
oynamayı, haysiyetlerini rencide etmeyi, onları küçümsemeyi, alay etmeyi bile
yasaklamıştır. Bu konuda Hz. Peygamber: "Merhamet edene Allah da merhamet
eder. Siz yeryüzündekilere -bütü n canlılara- merhamet edin ki, göktekiler de -
Allah ve melekler- size merhamet etsin." 2
Bir diğer sözünde de: "Müslüman,
elinden ve dilinden kimsenin zarar görmediği, insanların her konuda
kendisinden emin oldukları kimsedir." 3
buyurarak şiddet ve terörün kökünü
kazıyacak prensipleri ortaya koymuştur. Kendisi de asla şiddet kullanmamıştır,
Kur'an-ı Kerim'de "Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle davet et ve onlarla,
en güzel olan neyse o yolla mücadele et. Şüphe yok ki Rabbin, kendi yolundan
sapanları en iyi bilendir ve O, gerçeğe kılavuzlananları en iyi bilendir." 4
denilerek insanları şiddetle değil; bilim ve güzel öğütle doğruluğu getirmesi
istenmiştir. "Allah'tan rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba,
katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi." 5
denilerek
insanlara kaba ve sert değil yumuşak davranıİmasını istemiştir. Bunun için
Peygamberin kendisi de: "Allah Teala beni şiddet uygulayan birisi olarak
göndermedi; bilakis eğitici ve kolaylaştırıcı olarak gönderdi." 6
diyerek
kendisinin şiddet uygulayan değil; eğitici ve kolaylaştırıcı olarak gönderildiğini
açıkça belirtmiştir.
Çocuklara Şiddet Değil Sevgi ve Şefkatle Yaklaşılmalıdır
Hz. Peygamber, çocuklara karşı sevgi, şefkat ve hoşgörüyle davranmayı,
onlara asla şiddet uygulamamayı tavsiye etmiştir. Bu konuda en güzel örnek de
kendisi olmuştur. Torunları Hasan ile Hüseyin' e en güzel şekilde, şefkat,
merhamet ve sevgiyi göstermiştir.
Rafı b. Amri' l Gıfari anlatıyor: "Henüz çocukken bir hurma ağacı
taşlamıştım. Beni Resulullah'a götürdüler. "Hurmayı niçin taşladın yavrum?"
diye sordu. Ben, "yemek için" deyince, Resulullah: "Yavrum bir daha hurmayı
taşlama, altına düşenlerden ye." buyurdu. Sonra başımı okşadı. "Allah'ım bu
2
Eb û Dâvud , edeb, 58.
1
Tirmizi, iman, 12.
4
Nahl, 125.
5
Al- i îmran, 159.
6
İbn hanbel, 111, 328.
18 İSLAM DİNİ TERÖ R V E ŞİDDET E KARŞIDIR
yavrunun karnını doyur." diyerek dua etti. 7
Bu örnek, çocuğa sevgi ile
yaklaşılması, şiddet uygulanmaması ve rehberlik yapılmasını içermektedir.
Çocuk iken yaklaşık on yıl kadar Hz. Peygamber'in terbiyesi altında
yetişmiş olan Enes'e Hz. Peygamber, yapmaması gerektiği halde yaptığı bir iş
için, "Niye böyle yaptın?" veya yapması gerektiği halde yapmadığı bir şey için
de "Niye bunu yapmadın? " şeklinde hiçbir sözlü uyarıda bulunmamış, bunun
yerine model olacak davranış örnekleri sergileyerek çocuğa nasıl davranılması
gerektiği konusunda kalıcı bir model teşkil etmiştir. 8
Kendisine Şiddet Uygulanan Çocuk Şiddet Yapmayı Öğrenir
Ailede çocuğa nasıl örnek olunursa çocuk da o örnekleri kendisine esas
alır. Kendisine sevgi ve şefkat gösterilmişse o da büyüyünce kendi çocuklarına
sevgi ve şefkat gösterir. Kendisine şiddet ve baskı uygulanmışsa o da şiddet ve
baskı uygulamayı öğrenmiş olacaktır. Büyüyünc e kendi çocuklarına ve
başkalarına aynısını uygulamaya çalışır. Sokakta, futbol sahalarında ve diğer
yerlerde şiddete rastlıyorsak bunda ailede görülen şiddetin rolü büyüktür. Çünkü
çocuk nasıl yetiştirilmişse öyle olur. Çocuklara nasıl davranılmışsa çocuklar da
başkalarına öyle davranır.
Şiddet görenlerde davranış bozuklukları görülür. Nitekim yapılan
araştırmalarda, şiddete uğrayan çocuklarda ciddi sağlık sorunlarının yanı sıra
uyuşturucu madde bağımlılığı, intihar girişimi, yasa dışı davranış eğilimi,
okulda devamsızlık ve eğitimini yarıda bırakma gibi eğilimlerin yüksek olduğu
görülmüştür. 9
Bu çocuklar bazen kendilerine zarar vermeyi çözüm olarak
görebilmekte ya da ilerleyen dönemde bir şiddet uygulayıcısı olarak hayatlarını
sürdürebilmektedir. Pekiştirme yoluyla yerleşen davranışlar bir kişilik özelliği
haline dönüşmekte, böylece şiddet uygulayan yeni nesiller ortaya çıkmaktadır.
"Allah belanı versin.", "Döverim seni." gibi şiddet içeren sözlerle, sürekli
azarlanan, bazen tokatlanan çocuklar, acılarını ve öfkelerini başka kişiler veya
başka nesnelere yansıtmaktadır. 1 0
Çünkü "şiddet", öğrenilebilen bir davranıştır.
İbn Mace. Ticaret. 67.
Müslim Fezail, 51 .
Ail e İçinde Ve Toplumsal Alanda Şiddet. Başbakanlık Ail e Araştırma Kurumu. Ankara. 1997,
s. 19.
Öme r Menekşe . "Çocu k Ve Şiddel" . Diyanel Dergisi, Sayı: 170. s. 19: Toplumda çok
kullanılan bazı şiddet sözcüklerini şöyle sıralayabiliriz: "Şimd i senin kalanı kırarım" , "Şimdi
seni ayağımı n altına alır parçalarım" . "Hoca'nı n vurduğu yerde gül biter". "Babam sağ
Fahri KAYADİBİ 19
Aile İçi Şiddet
Aileyi birbirine bağlayan en etkin unsur karşılıklı sevgi ve saygıdır.
Anne-baba ve çocuklar birbirlerine sevgi ve saygı bağları ile bağlanmalıdırlar.
Kırıcı sözler, küfürler, dayak ve çeşitli tartışmalar ailede huzur bırakmaz.
Huzursuz aile uzun müddet ayakta duramaz. Eşlerin boşanması, çocukların
evden kaçması ve sonunda yuvanın dağılmasına neden olur. Bu sebeple aile
içinde şiddet asla olmamalıdır. Cemiyetin temel taşı ailedir. Aile sağlam olursa
toplum da sağlam olur.
Aile içinde şiddeti önlemek, yerine sevgi ve saygıyı ikame etmek
açısından Hz. Muhammed'in: "Sizin en hayırlınız, eşine ve çocuklarına en iyi
davranandır." " buyruğu ilke kabul edilmelidir.
Bu konuda en iyi örnek Hz. Muhammed'tir. Hayatı boyunca hiçbir kadına
vurmadığını Hz. Aişe söylemektedir 1 2
. Yine kocasından dayak yiyen Ümmü
Cemil binti Abdullah'ın, durumunu Hz. Peygamber'e bildirmesi üzerine,
Resulullah, onun kocasını karşısına alır ve eşinden ayrılıp isteyip istemediğini
sorar. Bunun üzerine kocası Ümmü Cemil'den ayrılır 1 3
. Hz. Muhammed, "Sizin
imanca en mükemmel olanınız eşine ve çocuklarına en iyi davranandır." 1 4
diyerek eş ve çocuklara iyi davranmayı imana bağlamıştır.
Şiddetin en yaygın olanı dayaktır. Çeşitli şekillerde vurmak suretiyle
karşısındaki acı verme davranışı olan dayak; genellikle erkekten kadına, annebabadan çocuk ve gence, nadiren büyük ailelerde kaynana ve kaynatadan geline
karşı kullanılan baskı aracıdır. Bunun İslâm dininde hiçbir yeri yoktur. Hz.
Peygamber eşine, çocuklarına ve çevresindekilere hiçbir zaman şiddet
göstermemiştir. Devamlı sevgi, şefkat ve güzellikler göstermiştir. Kur'an,
"Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır." 1 5
demiştir. Aile
hayatının da karı-koca arasında dostluğa dayalı olması gereklidir.
olsaydı da yine dövseydi" , "Kadını n sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin"
gibi sözler.
1 1
Tirmizi, Sünen, 111, 466, (Red'aü )
n
İbn Sa d. et-Tabakat, 1. 367.
1 3
İbn Hacer, el-İsabc. IV.420.
1 4
İbn Hanbel. Müsned , 1V.47.
1 5
Tevbe. 71 .
20 İSLAM DİNİ TERÖ R V E ŞİDDET E KARŞIDIR
Medya ve Şiddet
Şiddet, medyanın ayrılmaz bir özelliği gibi ekranlarda ve gazetelerde
devamlı boy göstermektedir. Cinayet, intihar, savaş, soygun, trafik, alkol, sokak
kavgaları, yangın, namus ve arazi kavgaları vb. haberlerin, izleyiciye sunulması
gerçeğini her gün izleyip görmekteyiz. Çocuklarımız ve gençlerimiz bu
haberlerle yatıp-kalkmaktadır. Eğitimde genel bir kural vardır: "Öğrenmede
hiçbir zaman kötü örnekler değil; daima iyi örnekler sunulmalıdır". Çünkü
hafızalarda kötü değil; iyi örnekler yer etmelidir. Bunun için tahtaya yazılan
yanlış bir formül bile hafızalarda yer etmemesi için, hemen silinerek doğrusu
yazılır. Peki, medyanın çocuklarımızın ve gençlerimizin hafızasına resmettiği
bu kötü şiddet tabloları nasıl silinecektir? İşte hafızalarda daha küçük yaşlardan
itibaren yer ederek ruhlara sinen şiddetin davranışlara yansıması zamanla
kaçınılmaz olacaktır. Bu nedenle, yetişen çocuklarımız ve gençlerimizin şiddete
itilmesi konusunda medyanın payı çok büyüktür. Haberlerin yanında film ve
çeşitli programlarda da şiddetin gösterildiğini göz önünde bulundurursak,
medyanın şiddeti ne kadar körüklemiş olduğunu kolayca anlamış oluruz. Bunun
için medya, şiddet ve terör konusundaki sorumluluğunu çok iyi bilerek şiddet
yayınları hususunda tedbirler almalıdır. Medya, devamlı çocuklarımızın ve
gençlerimizin hafızalarına şiddet sahneleri yerine iyi örnekler yerleştirmelidir.
Hiçbir Din Şiddet ve Terörü Onaylamaz
İslâm dini sulh, kardeşlik ve huzur dinidir. Sadece kadına, erkeğe,
çocuğa, gence yönelik şiddet meselesine değil; her alanda şiddete karşıdır.
Esasen, bütün dinler şiddete karşıdır. Tüm ilahi dinlerin adı İslâm'dır. Dini
şiddet ve terörle ilişkilendirmek dine iftiradır. Barış için gelmiş dinler, neden
şiddet ve terörü bünyesinde barındırsın. İnsanlar kendi yaptıkları şiddet ve
terörü çeşitli nedenlerle din kaynaklı yapmak istemektedir. Tıpkı birçok
işledikleri günahlara, dini kılıflar yakıştırmak gibi.
Günümüzde sokaklarda, futbol maçlarında, çeşitli mekânlarda estirilen
terör ve şiddet din ve ahlâk yönünden bir yozlaşmanın neticesidir. Dinler, hiçbir
kötü harekete müsaade etmez. Çünkü kötülükleri yasaklamış, iyilikleri ise emir
ve tavsiye etmiştir. Din, kişilerin mal, can, din, akıl ve nesillerinin muhafazasını
ister.
Fahri KAYADİBİ 21
Kur'an, Şiddet, Terör, Kötülük ve Fitneye Karşıdır
Kur'an, şiddet, terör ve kötülüğü hiçbir zaman onaylamaz. Ancak nefsi,
canı, malı ve vatanı müdafaa gereksiniminde korumayı ve korunmayı ister.
Böyle bir durumda karşı tarafın vereceği kötülüğü, tecavüzü ve zararı önlemeyi
en tabi hak olarak görür. Bu durumlarda dahi, ".. . Onlar sizden uzak durmazlar,
sizinle barış içerisinde yaşamak istemezler, ellerini savaştan çekmezlerse.." 1 6
şartı getirilmiştir. "Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de O'na yanaş ve Allah'a
dayan çünkü O, işitendir, bilendir" 1 7
. Yani savunmaya ve korunmaya yönelik
hareketlerde dahi karşı tarafın barışı istemesi halinde derhal barışa girilmesini
ister.
Kur'an dünyada sulh ve barışın temin edilmesini ister. İnsanlığın barış
içinde yaşamasını ana tema olarak işler. Barışı bozacak şiddet, zulüm, fitne, kin
ve düşmanlıkları yasaklar. İnsanlara iyilik konusunda, yardımlaşmayı, kötülük
konusunda da yardımlaşmamayı emreder 1 8
.
Âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed de 1 9
hayatı boyunca
şiddete karşı çıkmıştır. Hiç kimseye şiddet uygulamamış, kendisine eziyet ve
kötülük edenlere bile beddua etme yoluna gitmemiş; onlar için hidayet ve iyilik
dilemiştir. Taif te kendisini kan revan içinde bırakan müşriklere dahi kurtuluşa
ermeleri için dua etmiştir. Nitekim aynı topluluk bu olaydan bir yıl sonra
kapısına gelerek af dilemiş ve iman etmiştir. Mekke ve Medine'de peygamberlik görevini yerine getirirken inanmayanlardan gördüğü türlü işkence ve
zulümlere karşı sabrederek devamlı merhametle mukabelede bulunmuş
kurtuluşa ermeleri için dua etmiştir. Hz. Peygamber'den sonraki Müslümanlar
da onun dönemindeki uygulamaları takip etmişlerdir. İdarelerine geçen yerlerde
diğer dinlerdeki insanlara her türlü hak, hürriyet, müsamaha ve hoşgörüyü
göstermişlerdir. Şiddet yoluna asla gitmemişlerdir. Müslüman toplumlar içinde
uzun yıllardan beri asimilasyona uğramadan kendi din ve kimlikleri ile yaşayan
topluluklar bunun açık ispatıdır.
İslâm terör ve şiddete kesinlikle karşı olmasına rağmen, dünyada İslâm
adına terör ve şiddet gösteren bazı kişi ve grupların varlığını da görmekteyiz.
Bunlar İslâm adına, İslâm'a ters düşmektedirler. Bu olumsuz durumu da ya
cehaletlerinden veya batı kaynaklarını kurguların bir uzantısı olarak kasıtlı
1 6
Nisa, 91 .
1 7
Enfal. 61 .
1 8
Nisa, 148;Nahl, 90; Araf, 28.
1 9
Enbiya. 107.
22 İSLAM DİNİ TERÖ R V E ŞİDDET E KARŞIDIR
sergilemektedirler. Terör hareketlerinde bulunan Müslüman isimli kimselerin de
batı ülkelerinde yetiştikleri bir gerçektir 2 0
. Batılıların bu hareketi, kökü tarihe
uzanan İslâm karşıtı kampanyaların bir parçası olarak İslâm dinini kötü
tanıtmak veya sömürü gayesiyle Müslümanların yaşadığı coğrafyayı işgal
etmeye haklılık gerekçesi hazırlamak niyetlerinden kaynaklanabilir. Böyle bir
gerekçeyle yaptıkları işgal ve saldırılarına dünya kamuoyundan ses çıkarmamaları, destek almaları veya en azından taraftar kazanmaları nedenleriyle
ihtiyaç duymuş olabilirler.
Şu bir gerçektir ki, İslam ve terör bağdaşamaz ve bir araya gelemez.
Üstelik İslâm, terör ve şiddeti yasaklamıştır. Savaşlar dahi savunma amaçlı
yapılmıştır. Cihat konusundaki ayet ve hadislerde düşmanların saldırılarına karşı
koymak için savunma amaçlıdır. Öldürme ile ilgili ayetler de savaş anındaki
özel durumlar için vardır. Bunun için İslâm adına terör ve şiddet asla yapılamaz.
Adı bile "Barış " anlamına gelen İslâm, bu duruma asla izin vermez. Müslüman
da terörist olamaz. Ancak huzur ve barışı kurmaya, korumaya çaba gösteren bir
kimse olabilir.
İslam "Barış dini" , Müslüman da "barış insanıdır". İlahi dinler şiddet ve
teröre asla müsaade etmez; referans da olamaz. Şiddet ve terörü yasaklayan
İslam dini "terör dini " gösterilemez; bir Müslüman da kesinlikle terörist olamaz.
Terör hareketinde bulunamaz. Bulunduğu takdirde kendi diniyle ters düşmüş
olur
Dünyada Yanlış Tanıtılmış İslâm İmajının Doğru Tanıtılması
Gerekliliği
Tarihten gelen yanlış yanılgı ve düşüncelerden dolayı dünyadaki başka
din mensupları İslâm dînine karşı şartlanmış olarak olumsuz bakmaktadırlar.
Hatta bazıları terör ve şiddete tamamen karşı olan bu dine "terör ve şiddet dini "
diyebilmektedirler. En son Papa Benedict dahi İslâm'ın "terör ve şiddet
dini " (kılıç dini) olduğunu söyleyebilmiştir. Bir dine ancak bu kadar iftira
olabilir. Bu nedenle Müslüman aydınların bu gibi iftiralara cevap vermeleri
yanında kötü ve yanlış tanıtılan İslâm imajını da gerçeğe uygun tanıtımı yaparak
yok etmelidirler.
Geniş bilgi için bkz., Magdi Allam. Avrupa Yapımı Kamıkaze . (Çev. Kemal Atakay), Alkım
Yayınevi. İstanbul 2005, s. 33.
Fahri KAYADİBİ 23
Topyckûn Eğitim Gerekliliği
Terör ve şiddete karşı her yaştaki insanlar kadın-erkek ayırımı
yapılmadan genel bir eğitim seferberliği yapılması gereklidir. Bu eğitimin nasıl
yapılacağı, topluma nelerin öğretilmesi gerektiği tespit edilmelidir. Buna paralel
eğitim yöntemleri geliştirilmelidir. Bu eğitim tüm kurumlarıyla birlikte
yapılmalıdır. Bu konuda herkes kendine düşeni yapmalıdır. Terör ve şiddet
konusunda tüm toplum bilinçlendirilmelidir. Terör ve şiddetin boyutları uluslar
arası nitelikte olduğunda bütün dünyada bu konuda hassasiyet gösterilmesi ve
genel bir eğitim politikası güdülmelidir. Dünya dinleri de terör ve şiddete karşı
bir ortak tavır koymalıdır. Kendilerine göre bir eğitim stratejisi geliştirmelidirler. Eğitim konusunda yetişkinler ön plânda tutulmalıdır. Bu konuda
gönüllü kuruluşlar da seferber olmalıdır.
Sevgi ve Saygıyı Yayma Gereği
Çeşitli nedenlerle kalplerde oluşan kin, nefret, haset, düşmanlık gibi
duyguların yerine sevgi, saygı, hoşgörü gibi duyguları yerleştirmek lâzımdır.
Toplumun her kesimine sevgi ve saygıyı yayma çalışmaları yapmak gereklidir.
Yani sevgi-saygı konusunda bireylerin gönül boyutunu geliştirmek şarttır.
SONUÇ
Dinler şiddet, terör ve savaş için değil barış ve huzur için gelmişlerdir. Bu
nedenle şiddet, terör ve savaş olgusu dinlere fatura edilemez. Hele adı bile "sulh
ve barış" anlamına gelen "İslâm Dîni " şiddet, terör ve savaş ile asla
bağdaştırılamaz. Şiddet, terör ve savaşı kendi çıkarları için oluşturan insanlar bu
kötü durumlarının nedenini dinlere yükleyerek kendilerini sorumluluktan
kurtaramazlar. Dünyadaki şiddet, terör ve savaşların nedenlerini bularak çare ve
çözümlerini üretsinler. Lütfen dinleri kendi kötü emellerine âlet etmesinler.
Ailede anne-babalar ve büyükler çocukları için iyi model oluşturmalıdırlar. Çocuklarının ev içinde, sokakta ve okuldaki davranışlarının onların
evde gördükleri tutumların bir yansıması olduğu bilincinde olmalıdırlar. Olumlu
ve olumsuz davranışlara net sınırlar koyarak şiddet konusunda, çocukları için
yol gösterici olmalı ve açık kurallar belirlemelidirler. Onlara zaman ayırmalıdırlar. Sorunlarını dinleyip çözümleme yollarına gitmelidirler. Çocuklarında öz
güven oluşturmalıdırlar. Dışarıda onların arkadaşlarının kim olduğu, nerede
24 İSLAM DİNİ TERÖ R V E ŞİDDET E KARŞIDIR
olduklarını ve ne yaptıklarını onurlarını kırmadan izlemelidirler. Okul-aile
ilişkilerini düzenli kurmalıdırlar. Aile içi demokrasinin yerleşmesine önem
vermelidirler.
Okullarda şiddeti önleyici tedbirler alınmalıdır. Okulların fizîkî yapıları
düzeltilmelidir. Ders programları, öğretilenler çocuğa yararlı olmalıdır. Ezberci
ve sıkıcı bir eğitim-öğretim öğrenciye bıkkınlık verir. Bu duruma okuldaki kötü
tutumlar da eklenince çocuk kendisini sokağa atmak ister. Ailede de olumsuz
tutumlar varsa çocuğun mekânı sokaklar olur. Buralarda gördüğü her şeyi alır
ve uygular. Bu nedenle okul-öğrenci ve aile iletişimi iyi kurulmalıdır. Fakat
okulda ve ailede çocuğu olumlu yola sevk edecek disiplini de ihmal
etmemelidir. Şiddet olaylarına karşı net ve tutarlı tavırlar sergilemelidir.
Öğrencilerin güvenliğini sağlayıcı tedbirler almalıdır.
Medya, şiddet ve terörü önlemede en etken vasıtalardan birisidir. Görsel
ve yazılı medya ile aile ve çocuklar bilinçlendirilmelidir. Bu konuda plânlanan
ve uygulanan çalışmalara destek vermelidir. Şiddet ve terör konusundaki
mücadele alanındaki olumlu gelişmelere katkıda bulunmalıdır. Şiddet ve terör
sahneleri özendirici tarzda gösterilmemelidir. Terör ve şiddet içeren filimler
gösterilmemelidir.
Gazetelerde eğitim köşeleri oluşturulmalıdır. Radyo-televizyonlarda
eğitim, insan sevgisi, sulh, barış ve ahlâk programlarına yer verilmelidir.
Sevgi, saygı, barış, dostluk, kardeşlik konusunda kim ne yapabiliyorsa
kendisine düşeni yapmalıdır. Kişi bu konuda görevli olduğu bilincinde
olmalıdır.
Bu konularda dünyamız topyekûn bir eğitim seferberliğine girmelidir.
* * * *
Semâdan bir melek hayretle der: İnsanlar insanlar! ...
Nedir bu rû-yi arzı kaplayan al kanlar, insanlar? ...
Ölen kim, öldüren kim, zulmeden kim, ağlayan kimdir?
Biraz fıkreyleyin: Sizden değil miydi onlar, insanlar?